8 Nisan 2015 Çarşamba

Üze çoçukların yeteneklerinin ve ilgi alanlarının keşfedilmesi


Yetenek gelişimi, içerisinde aileyi, okulu, öğretmeni, toplumu barındıran karmaşık bir süreçtir. Çocuklar da yetenek gelişimi ise, öncelikle ailenin yönlendirmesi ve desteği ile açığa çıkacaktır. Bazen bu yetenek bastırılamaz bir şekilde çocukta kendini gösterir ancak her yetenek her zaman apaçık karşımızda değildir. Ailenin tutumu ve çocuğun yeteneğini kullanma alanları yaratması bu süreci belirleyecektir.
Bazen de aileler yerine öğretmenler bu görevi üstlenmektedir. Çocuk doğru bir öğretmenle karşılaştığında, yetenek alanlarını tanımaya başlayacaktır. Tabi tercih edilen ikisinin bir arada olmasıdır.

 Biz hep doğru öğretmenlerle/eğitimcilerle karşılaştığımıza inanıyoruz. Yetenek gösterimi için ise uzun süre beklemek zorunda kalmadık. Konuşmaya başladığı anda kendini göstermişti.İnanılmaz bir dil yeteneği vardı. 2,5 yaşında her iki dili de (Türkçe ve İngilizce) düzgün bir biçimde konuşuyordu. Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi öğretmenlerinin tamamının çocukların ise büyük bir kısmının İngiliz olduğu bir kreşe gidiyordu.
 22 aylıkken kurduğu ilk cümle (uzun bir süre kendini kapatmıştı, hiç konuşmamıştı, değil cümle tek kelime söylemedi meğer biriktiyormuş. İki dil birden öğrenen çocuklarda olurmuş) beni  yere düşürüyordu. Yemeğini yedirmiştim elimdeki tepsiyi mutfağa götürmek için ayağa kalkmıştım ki '' Annecim rica etsem gelirken bir bardak su getirebilir misin? '' dedi. Yaklaşık 5 aydır tek kelime bile konuşmadığı için sanırım yaşadığım şoku tahmin edebilirsiniz . O dakikadan sonra bir daha hiç susmadı. Sanki suskun kaldığı dönemi kapatmak istermiş gibi hiç durmadan konuşuyordu.
Kreşte de durum aynıydı. İngilizceyi de aynı anda konuşmaya başlamıştı aynı susmaz usanmaz tavır orada da devam ediyordu. Hiç durmadan konuşuyordu ama ne konuşma... Kreşte öğretmenler ona lakap takmışlardı ''Queen Elizabeth'' diyorlardı. Neden öyle söylediklerini sorduğumuz da İngilizceyi, bir kraliçe gibi düzgün, nazik ve kibar şekilde konuştuğunu söylediler. Konuşurken lütfen ve rica etsem kelimeleri her cümlenin bir yerinde mutlaka vardı. Öğretmeni evde İngilizce konuşup konuşmadığımızı merak ediyordu, hiç bir şekilde konuşmadığımızı söylediğimiz de çok şaşırmıştı. Kendi çoçuklarının bu kadar düzgün ve güzel bir İngilizce kullanmadığını söyledi. Konuşma hakimiyeti şaşırtıcı yorumunda bulunmuştu. Gerçi bu şaşkınlıkları kısa sürdü sanırım kızımda ki farklılığı onlar bizden önce fark ettiler. Kreşin müdürü bize bu çocukla ne yapmayı düşünüyorsunuz dediğinde şaşkınlık sırası bizdeydi. Ben birazda olsa arkasından gelecek cümleyi tahmin etmiştim ama eşimin paniği görülmeye değerdi.'' Neden böyle söylediniz bir sorunu mu var? '' diye sorarken sesi çok tereddütlüydü. Olumsuzluk beklentisi onu sarsmıştı. Durumun sandığı gibi olmadığını anladığında ise hem bir rahatlama hem de bir panik hissine kapıldığı çok belliydi.  Panik kısmında ona katıldığımı inkar etmeyeceğim. Ne yapacağız sorusu gündeme gelmişti.

Çok şanslıydık. Öğretmenin ve müdürün kendi ülkelerinde üze çocuklar ile ilgili edinmiş oldukları bilgilerin, eğitimlerin tecrübelerinden faydalanma imkanımız oldu. Bu dönemde bir başka kreşte olsaydık bırakın deneyim sahibi olmayı üze çocuğun kelime anlamını bile bilmeyen bir kurumda  belki de çocuğumuzu kaybedecektik. Çocuğumuzu kaybedecektik diyorum çünkü  bu durumlar da kaybedilen sadece yetenekler olmuyor. Çocuğun zekasına, yeteneğine ve öğrenme açlığına yeterince cevap veremediğiniz zaman  çocukla aranıza uçurumlar giriyor. Bu durumu maalesef başka kişilerin deneyimlerinden paylaştım. Sonrasında yetenekli ve zeki çocuk istenmeyen ve sorunlu çocuk halini aldı.
Şanslıydık. Bize faydalanmamız için bir çok doküman verdiler. Çocuğa yaptırmamız için bir çok çalışma kağıdı, web sitesi adresi verip nasıl davranmamız hususunda incelikli bilgiler öğrettiler. Asıl önemlisi kreşte ona farklı davrandılar. Yaşıtları ile olan derslerde yapılan aktivitelerden sıkıldığını fark ettiler. Ders saatlerinde onu bir üst sınıfın derslerine götürüp oyun ve yemek saatlerinde kendi yaş grubu ile olmasını sağladılar. Ona özel çalışma kağıtları hazırladılar. Bir üst sınıfta bile zaman zaman ileri gidip sınıftakilerden önce çalışmalarını bitirdiğini görünce hemen ona oyalanması için hoşuna giden bulmacalar, nokta birleştirmeler yada tekerlemeler verdiler. Kızım hiç sıkılmadı. Her sabah bizden önce hazırlanıp kreşe gitmek için bekledi.

Dil yeteneği bu iki dili çok düzgün konuşmakla da bitmedi. Farklı dillerde öğrenmek istiyorum dediğinde 4 yaşındaydı. Televizyonda o zamanlar bir çizgi film vardı-belki hala vardır tabi bilmiyorum- Dora isminde bir kız çocuğu kuzeni ve onun hayvan arkadaşları. Çizgi filmin Türkçesinde Dora arada sıra İngilizce kelimeler söyleyerek çocuklara bu dilde hayvan isimleri, renkler ya da sayıları öğretirdi. Biz İngilizce versiyonunu seyrediyorduk. Burada da kullandığı farklı kelimeler de İspanyolcaydı.  Bir çok kelime öğrendi ama cümle kuramadığını fark edip bize,  bana İspanyolca öğretin demeye başladı. Tabi ki bilmiyorduk. :-) Öğretemedik. Ama söz verdik bilen birini bulup öğrenmesine yardımcı olmasını sağlayacaktık.

Bir gün arabada giderken arka taraftan gelen şarkının sözleri bize tamamen uydurma gibi gelmişti. Hoş bir müzik ama uydurma sözler diye düşünen eşim kızım şarkıyı sen mi yazdın diye sordu.Hayır o yazmamıştı çok sevdiği bir Japon çizgi filminin jenerik müziğini ezberlemişti. Dil sevdası hiç bir zaman bitmedi.

Şu anda  yabancıdil olarak Fransızca öğrenmekte. Evet İspanyolca değil. Aslında sözümüzü tuttuk. İspanyolcanın 2.seçmeli yabancı dil olduğu bir okula yazdırdık. Fakat 5. sınıf da  okul değiştirdik ve yeni okulumuz da öğretilen 2.yabancı dil Fransızca. ilkokul da 2 sene İspanyolca öğrendi ancak sonuç istenilen gibi değildi. Öğretmen sınıfı aynı düzeyde tutmaya çalıştığı için çok yavaş ilerliyordu. Ayrıca okul olarak bu derse çok önem vermiyorlardı. Mantık şuydu 2. yabancı dil var mı, evet var...
Böyle olunca ne öğretmen işi ciddiye aldı nede öğrenciler diyebiliriz. Tabi böyle olunca İspanyolca da çokta yol alınamadı. Bizim ki yine derste anlatılanları yaladı yuttu. İspanyolca derslerinin olduğu günler eve geldiğinde ilk sorduğum İspanyolca nasıldı  oldu gelen cevap her zaman "çok basitti" oldu. Basit kavramların dışında çok fazla öğrenilemedi neticede.
 Şimdi gittiği okulda ise Fransızca öğretmeni bizi büyük bir panikle karşıladı. Çünkü kızım hiç Fransızca bilmiyordu ve diğer çocuklar 2 senedir Fransızca öğreniyordu. Bizde ki rahatlığı görünce eminim ne rahat anne baba demiştir. Çünkü biz merak etmeyin kısa sürede öğrenecektir hiç sorun olmayacaktır diye cevap vermiştik. Aynen de bu şekilde oldu 3 ayın sonunda sınıftaki düzeyi yakalamıştı. Hiç sorun olmadı yani.

Ama bizim sorunumuz bundan sonra başlıyor. Yeteneğini biliyoruz ve elimizden geldiğince destekliyoruz ama ülke şartların da ve kendi şartlarımız da ancak bu kadarını yapabiliyoruz.
Aslında biliyoruz ki şu ana kadar 3. 4. dili belki 5.yi rahatlıkla öğrenmiş olabilirdi. Ama şu an için daha uygun ortam yaratamıyoruz. Şartları zorlamaya devam ediyoruz her zaman ettik.

 Yetenek gelişimi ile ilgili en önemli sorun ise uygun ortam sağlayamamak ve/veya uzmanlaşmasına izin vermemek. Türkiye'de en önemli sıkıntının ise her şeyden birazcık vermek olduğunu düşünüyorum. Her şeyden biraz ver ama bir konuda uzmanlaşmasına izin verme. Sonrasında da verilen her şeyi mükemmel yapmalarını iste. Tek bir konuda değil her konuda üstün olmasını bekle. Üze tanısı konduğu andan itibaren aile çevresinde, arkadaşlarda, öğretmen ve okul yöneticilerinde beklenti bu yönde gelişiyor. İlk tanı konduğunda bize uzmanların verdiği en önemli tavsiye sakın kimseye söylemeyin olmuştu. İlerleyen zamanlarda bunun ne kadar doğru ve yerinde bir tavsiye olduğu çeşitli sebeplerle gördük.
Çocuğun yeteneğinin üzerine gitmek demek bunu herkese söyleyerek beklentileri en yüksek noktaya getirmek değildir. Ona uygun ortamlar sağlayarak gelişmesini desteklemek hevesinin ve ilgisinin azaldığı zamanlarda da gerekli motivasyonu sağlamaktır. Yapılması gerekenler kolay değil hepimiz biliyoruz ama anne baba olmakta kolay değil. Hele ki Üze bir çocuğun anne babası olmak...
Bütün ebeveynlere şans ve kolaylıklar diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder