21 Kasım 2017 Salı

Saklama Rehberi

                                          
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Kasım 2017 Pazartesi

Mahalli Yerleştirme Sistemi - Veli Tercihli Serbest Kayıt Sistemi










Mahalli Yerleştirme Sistemi – Veli Tercihli Serbest Kayıt Sistemi


 
Mahalli Yerleştirme Sistemi – Veli Tercihli Serbest Kayıt Sistemi

Yeni gelen sistemde açıklananlar ve cevabı olmayan  sorular;

1-    Öğrenciler evlerine en yakın 5 okuldan birini tercih edecek. Bu beş okul onlara tercih sırasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sunulacak.


(Aslında tercih kısmı sadece 5 seçenek ile sınırlı, kendisine sunulan bu okullardan hiç birine gitmek istemeyen çocuk ne olacak, özel okula mı gitmeli o zaman)


2-    5 tercih sunulan öğrenci diyelim ki ilk tercihini seçti ama okul kontejanından daha fazla okula öğrenci talebi oldu, bu durumda öğrencinin not ortalamasına göre sıralama yapılıp öğrenci kabulu olacak.

(Bu durumda tercihine kabul edilmeyen öğrenci ne olacak. İkinci bir tercih mi yapacak yoksa sistem onu ilk boş olan okula mı yerleştirecek)


3-    İsteyen öğrenciler (tercihe bağlı) nitelikli okullar için sınava girebilecek.


(Nitelikli okul kavramı nedir? Hangi okullar bu kritere girer? Standartlandırma tam olarak neye göre? Geçen yıl TEOG’da belli bir puanın üzerinde kalan okullar mı nitelikli kabul edilecek? İyi bir öğretmen ve müdür/ müdür yardımcı kadrosu olan her yıl bir önceki yılın başarısının üzerine çıkmış olan okullar, bunlar niteliksiz mi kabul edilecek? )


4-    Sınava girecek öğrencilere öğrenciler 8. Sınıf ağırlıklı 6-7 ve 8. Sınıf müfredatlarından sorumlu olacaklar. Toplamda 60 soru 90 dakika olacak.

(Soru sayısı azalırken müfredatın artması ters orantı değil mi? Bu durumda sorular daha mı seçici olacak. Her yıl binlerce Teog birincisi çıkaran bir sınavdan daha seçici bir sınava geçilmesi beklentisi bilinmekte midir? Bu sınavda hangi derslerden sorumlu olacak, kaçar soru sorulacak ve katsayıları eşit mi olacak?


5-    Bu sınava giren öğrencilere de 5 tercih hakkı verilecek. Sınav sonuçları ve merkezi yerleştirme sonuçları aynı anda açıklanacak.

(Bu sınavda 5 tercihine yerleşemeyen öğrenci ne olacak? Merkezi yerleştirme içinde tercihte mi bulunacak)


6-    Velinin tercihi dışında öğrenci herhangi bir okula yerleştirilmeyecek.

(Veli kendisine sunulan 5 okulada çocuğunu göndermek istemezse alternatifi nedir?)

7-    Özel okullar isterlerse MEB’in sınavını kabul edecek, isterlerse kendi sınavlarını yapabilecekler.    


4 Kasım 2017 Cumartesi

TEOG


TEOG

Bugün 46.gün.

Anne babaların çocuklarını gelecekte ne beklediğini bilmediği 46.gün

Çocukların motivasyonlarının dağıldığı, stres içerisinde geçirdikleri 46.gün

Öğretmenlerin ders anlatmaya, müfredatı takip etmeye ve dağılan çocukları toparlamaya çalıştıkları 46. gün.... Varmaya çalıştıkları hedefte saatlerin bile önemli olduğu 46 gün...
TEOG

Bir günde kalkan ama hala ne olacağı ne geleceği bilinmeyen TEOG... bugün 46. gün...

En geç bir haftada diye başlayıp, sonra en geç bir ay içerisinde denilen, her hafta 1-2 gün içinde diye uzatma verilen 46.gün...

Bir buçuk milyon öğrenci, aileleri ve öğretmenler için geçmeyen 46. gün....

Sınav var mı yok mu o bile belli olmayan 46 uzun çok uzun gün ve gece....

Çocuklarımız, en kıymetli varlıklarımız, ülkemizin geleceği, gözümüzün nurları....
Size güveniyoruz.

Karşınıza çıkan tüm engelleri, tüm belirsizlikleri, tüm imkansızlıkları aşacak yürek, güç ve başarma azmi  sizlerde mevcut.

 '' Muhtaç Olduğun Kudret Damarlarındaki Asil Kanda Mevcuttur'' demiş ATAM...

Yolunuz açık, bahtınız güzel olsun....

2 Kasım 2017 Perşembe

Küçük Bir Çocuk / Helen Buckley



Bu şiiri her okuyuşumda yüreğimin bir yeri cız eder, gözlerim hafiften dolar, çok üzülürüm o küçük çocuğa. Harcanan yeteneklere, harcanan umutlara ve geleceğe.

Sonra kendi çocukluğum gelir aklıma artık üzülmek için çok geçtir. 

Kendi çocuklarımı düşünürüm yeteneklerinin bu şekilde sonlanmaması için elimden geleni yapacağıma kendime söz veririm...

İşte hep bu şekilde etkilemiştir  bu şiir beni...





Bir gün küçük bir çocuk okula başladı.
Çocuk oldukça küçüktü
Ve okul oldukça büyüktü.
Ama küçük çocuk
Dışarıdaki kapıdan içeri girince
Sınıfına gidebileceğini fark etti.
Mutluydu
Ve okul artık gözüne
Eskisi kadar büyük görünmedi.
Küçük çocuk okula başladıktan bir süre sonra,
Bir sabah öğretmen, “Bugün bir resim yapacağız” dedi.
“Güzel!” diye düşündü küçük çocuk.
Her tür resim yapmayı severdi;
Aslanlar ve kaplanlar,
Tavuklar ve inekler,
Trenler ve gemiler…
Hemen boya kalemi kutusunu çıkardı
Ve çizmeye başladı.
Ama “Bekle!” dedi öğretmen,
“Daha başlama zamanı gelmedi!”
Ve öğretmen herkesin hazır olmasını bekledi.
“Şimdi” dedi öğretmen,
“Çiçek resmi çizeceğiz.”
“Güzel!” diye düşündü küçük çocuk,
Pembe, turuncu ve mavi kalemleriyle
Güzel çiçekler çizmeyi çok severdi.
Ama “Bekle!” dedi öğretmen,
“Size nasıl çizileceğini göstereceğim.”
Ve yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizdi.
“İşte” dedi öğretmen,
“Şimdi başlayabilirsiniz.”
Küçük çocuk öğretmeninin çiçeğine baktı,
Sonra kendi çiçeğine baktı.
Kendi çiçeğini öğretmeninkinden daha çok sevdi
Ama bunu söylemedi.
Kağıdının arkasını çevirdi,
Ve öğretmeninki gibi bir çiçek çizdi.
Yeşil saplı kırmızı bir çiçekti.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Mart 2017 Çarşamba

Bloglar Arası Röportaj


Herkese Merhaba,
Bloglar arası röportajı ilk gördüğümde sonucunun bu kadar hoş olacağını ve bana yeni bir arkadaş kazandıracağını inanın tahmin edemezdim. Annesinin Prensesi bloğunun sahibi arkadaşımız bu etkinlik için sana teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunarım. Beni şapşik anne ile eşleştirdiğin ve bu kadar tatlı, özel  ve şirin bir anne ile tanışma fırsatı yarattığın için seni hiç unutmayacağım. :-))
Sevgili şapşik anne bloğunun sahibi güzel arkadaşımla yaptığım röportajı okuduktan sonra arkadaşımın bloğunu alt üst etmeyi unutmamanız dileği ile... hepinize sevgiler....
1- Bloğu ilk gördüğümde çok güzel bir blog ismi diye düşünmüştüm niye ben akıl edemedim ki :-))) neden şapşik anne ?
Eşim bana hep sapşik der. Biraz sakar ve oldukça unutkanım. Şapşik anne oradan geliyor: ))
2-Blog yazmak nereden aklına geldi çok vaktini alıyor mu bu işi yapmaktan memnunmusun, bazı bloglarda görüp kıskanıyorum :-)) çok güzel arkadaşlar bulmuşlar senin de blog arkadaşların var mı? ( artık ben varım tabi ki )

Blog yazmaya eşimin teşviki ile başladım. Sana iyi gelir bence yazmayı birşeyler paylaşmayı seviyorsun, bakarsın zamanla para da kazanırsın dedi :p para kazanma işi zor,o biraz daha profesyonellik istiyor ama yazmak gerçekten iyi geliyor. Çok vaktimi almıyor çünkü vakit ayırmıyorum :)) Düzenli yazmak istiyorum aslında ama Ertuğrul un uyku düzeni karışık,ben de uykuyu çok seviyorum. Uyanık olduğu zamanlarda da bilgisayara oturmak onun zamanından çalmak gibi geliyor. Blog arkadaşlarım bence var bir kaç tane ama onlar da benimle aynı fikirde mi bilemem :)) Buluşup görüşmek telefon vs yok ama,sadece blog ve arada gmail :)


3- Çocuklu hayat nasıl, sanırım mesleğini bırakmışsın yada ara vermişsin, çok da güzel bir mesleğin var tabi, bu kararı nasıl verdin?
Çocuklu hayata aslında hala alışamadım desem abartmış olur muyum emin değilim: ) Ertuğrul' un bir dönem haftada 4 gün dersi vardı. Yarım gün gidiyordu. Ikimiz de yoruluyorduk. Dersten geri kalan zamanda hasta bakarsam aklım Ertuğrul da oluyordu. Tamam annem ilgileniyordu ve muayenehanede yanımda idi, yine de aklımın yarısı onda oluyordu. Hasta gelmesin diye beklediğim zamanlar oluyordu. Hasta olmadığı zaman da hasta gelmezse de niye gelmiyor yanlış bir şey mi yaptım diyordum.. Yani ne işte ne annelikte tam olamıyor yarım kalıyordum. Okuduğum yazılar, Ertuğrul un tepkilerinde gördüklerim beni işi bir süre bırakma fikrine itti. okulunun öğretmenlerinin de fikrini aldım,onlar da iyi olur deyince kapattık muayenehaneyi. Ilk fikrim 6~7 ay kadar durur tekrar çalışırım idi ama şu an da Ertuğrul gerçekten toparlanıp bensiz durduğu zaman ancak diyorum..Zaten 7 ay dolmak üzere ve Ertuğrul henüz yürümüyor oturmuyor bile..


7 Mart 2017 Salı

İLHAM KEDİSİ MEYDAN OKUYORUM ! 2






İLHAM KEDİSİ MEYDAN OKUYORUM !      -2-

     Ne kadarda geç kaldım ikinci seriyi yazmaya. Maalesef bu aralar hastalıktan başımız kalkmadı. Evde çoluk çocuk herkes hastaydı. Hem de ne hastalık. Ateşler, serumlar ve iğneler eşliğinde. Neyse bu aralar biraz toparlandık.Havalarda bahara dönerken umuyorum son hastalıktı atlattığımız.

Gecikme nedenini açıkladıkdan sonra gelelim meydan okumamıza...

Gecikme nedeni ile 2.ve3. soruları bir arada yanıtlamak istiyorum.

2. Çocukluk eğlencen neydi?

Benim zamanımın bütün çocukları gibi –maalesef şu dönemdeki çocukların çoğu bu keyiften mahrum- sokakta oyun oynamaktı. Çok normal gibi değildi benim sokak maceralarım. Kız çocuğu gibi yaşamadım o süreçleri. En yaramaz en beter erkek çocuklarını mumla aratırdım. Rahmetli babaannem  her yerde ‘6 tane erkek çocuğu büyüttüm toplasan şu kız etmezdi’ derdi. Sokakta oyun maceralarımda bu kapsamda geçiyordu tabi. Uslu kız çocukları gibi seksek atlayıp evcilik oynamazdım yani.

 Asırlık ceviz agaçlarının en tepesine çıkıp 5.katta olan evimizin balkonu ile aynı hizaya gelip anne diye bağırmaktan keyif alan, saklambaç oynarken çatıya çıkıp yan apartmanın damına atlayan (6 katlı apartman), kalorifer dairesinde yüzünü kömürle boyayıp diğer çocukları korkutan bir çocuktan bahsediyorum.  Kısacası benim çocukluk eğlencem her tür yaramazlık ve haylazlıktı. 

Şimdi kendi çocuklarım  bunların yarısını yapsa mazallah kalp krizi geçiririm J



Ne alakasız resim demeyin. Çocukluğumu düşündüğümde ve bu resme baktığımda aynı huzuru duyduğumu farkettim. :-)